Search
  • NSN Law Bulletin

Kişisel Verilerin İşlenmesi ile Basın Özgürlüğü Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Kişisel Verilerin Korunması Kurulu’na (“Kurul”) veri sahipleri tarafından intikal eden muhtelif başvuruların başında bilişim teknolojisinin mahiyeti gereği hızla geliştiği ve bunun bir sonucu olarak kişisel verilerin çeşitli platformlarda işlendiği ihlal halleri gelmektedir. Kişilik hakkının bir türü olarak kabul edilen kişisel verilerin korunması hakkı Anayasa’nın 20. maddesi uyarınca veri sahibine “kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı” tanımakla beraber “kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme” hakkını da tanımaktadır.


Ülkemizde 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) temel amacı ise “başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları” düzenlemektir. Bu sayede Kanun veri sorumlularına belirli yükümlülükler getirmekte ve veri sahiplerinin kendi verileri üzerindeki haklarını koruma altına almaktadır. Bu çalışmamızda veri sahiplerinin basın ve medya alanındaki veri sorumlularına karşı ileri sürmüş olduğu şikayetler ele alınacak ve Kurul’un, Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca basın faaliyetlerini de kapsayan ifade özgürlüğü unsurunu nasıl ele aldığı değerlendirilecektir.


Kişisel Verilerin Korunması Kurumu’nun (“Kurum”) internet sitesinde yayımlanmış olan ilk kararda bir gerçek kişi, adının geçmiş olduğu ve ilgili gazetede yayımlanmış olan köşe yazısının silinmesini talep etmektedir. Her ne kadar Kurul bu kararda derinlemesine bir inceleme yapmış olmasa da vermiş olduğu kararda veri sahibinin hala kamuyu ilgilendiren bir konumda olması hususunu dikkate alarak “ifade özgürlüğünün bir yansıması olan basın özgürlüğünün kapsamında olduğuna” karar vermiş ve Kanun’un 28’inci maddesinin 1’nci fıkrasının (c) bendi uyarınca Kurul tarafından herhangi bir işlem yapılmayacağını beyan etmiştir.


Kanun’un 28. maddesi önemli bir madde olmakla beraber kişisel verilerin işlenmesi hallerinde uygulanacak istisna hallerini düzenlemektedir. Eğer bir veri işleme faaliyeti 28. madde altında değerlendirilebiliyor ise o işleme faaliyetine Kanun’un hükümleri uygulanmamaktadır. Basın faaliyetlerini de kapsayan 28. maddenin 1’nci fıkrası ve (c) bendi aşağıdaki gibidir:


Madde 28: (1) Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz:


(c) “Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi”.


Kurul başka bir kararında şikâyet sahibi olan baba ve oğlu hakkında yapılan haberi ele almıştır. Esas olarak gazetede yer alan köşe yazısı şikâyet sahibi babanın oğluna yönelik bir köşe yazısı olsa da ilgili haberde babanın kanser tedavisi gördüğüne yer verilmiş ve kanser tedavisi gördüğünü bilmeyen baba sağlık durumunu yapılan bu haber sebebiyle öğrenmiştir. Özel nitelikli veri olan sağlık verisinin açık rızası dışında işlenmesi sebebiyle Kurul’dan yasal işlemlerin yapılmasını talep etmiştir.


Kurul özel nitelikli kişisel veri niteliğindeki sağlık verisinin bir gazetenin köşe yazısına konu edilerek yayımlanmasında bir kamu yararı görmemiş, bu sebeple çatışan haklar bakımından kişilik haklarının ifade özgürlüğüne üstün geldiği kanaatine varmıştır. Yani Kurul veri işlemeyi Kanun’un 28. maddesinin 1’nci fıkrasının (c) bendi çerçevesinde değerlendirmeyeceğini hükmetmiştir.


Bir diğer Kurul kararında ise veri sahibi Google arama motorunda kendi adı ve soyadının aratılması sonucunda veri sorumlusu olan Gazetenin internet sitesinin linkine ulaşıldığı ve bu link üzerinden kendisinin hüküm giymiş olduğu suça ilişkin bilgilerin yer aldığı haberin görüntülenebildiğini belirtmiştir. Buna ek olarak, veri sahibi bu suçun 10 yıl öncesine ilişkin olduğunu, cezanın tamamının infaz edildiğini ve internette yer alan haber sebebi ile iş hayatının ve ailesinin olumsuz yönde etkilendiğini de ileri sürmüştür.


Konuya ilişkin olarak veri sorumlusu olan Gazete de kendi savunmasında Anayasa’nın 26. maddesi olan “düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar” maddesini ileri sürmüş, basın ve medya organının genel anlamda “Demokrasinin Bekçi Köpeği” olarak kabul edildiği, veri sahibi ile ilgili yapılmış olan haberin “kamunun haber alma hakkı” içerisinde yer alan “basın özgürlüğü” çerçevesinde kaleme alındığı ve “hukuka uygunluk nedeni” içermesi ile bağlantılı olduğu açıklamasına yer vermiştir.


İlgili kararda Kurul’un basın özgürlüğü ile kişilik hakları karşı karşıya geldiğinde üçlü bir yapıya gittiğini, Yargıtay ve doktrinde de istikrar bulmuş görüşler uyarınca ifade özgürlüğünün aşağıdaki kriterler altında (“Denge Testi”) ele alındığını anlıyoruz. Bu sayede Kurul ifade özgürlüğü ile kişilik hakları karşı karşıya geldiğinde bir haberi:


a) Kamu ilgi ve yararı taşıması,

b) Gerçek ve güncel olması,

c) Özü ile biçim arasındaki denge


açısından her bir somut olay özelinde ele alarak değerlendirmeyi hedeflemektedir. Keza bu karar Kurul’un hangi çatışan hakka üstünlük tanınacağının belirlenmesinin önemini vurguladığı ve Denge Testi’ne yer verdiği ilk karardır.


Bu kararda ilk kriter olan kamu yararının tespitinde Kurul toplumsal ilgi uyandıran, kamuoyu üzerinde düşünmeye ve tartışmaya sevk eden, belli bir sorunun aydınlanmasına ve buna çözüm yollarının gösterilmesine hizmet eden olayların açıklanmasında kamu yararı olduğunu belirtmiş ve ilk kriter nezdinde bahse konu olan haberin insan kaçakçılığı suçunu işleyen failler hakkında olduğunun görülmesi sebebi ile veri sahibinin her ne kadar toplum tarafından tanınan biri olmasa da haberin kamuya duyurulmasında kamunun menfaatinin olduğu kararına varmıştır. İkinci kriter de ise haberin güncelliğini somut olayın açıklandığı tarihlerde kamu yararının bulunmasına dayandırmış ve kamunun bu haberi alma konusunda menfaatinin devam ettiğine karar vermiştir. Son kriter olan biçim ve öz arasındaki dengede de Kurul, haberde kullanılan dil, ifade ve resimlerin haberin veriliş biçiminin gerektirdiği ölçüde olması, haberin verilişinde gerekli, ilgili ve yararlı olmayan beyan ve değerlendirmelerde bulunulmaması gerektiğini belirtmiş ve ilgili olayda haber ve içerik arasında ölçülülük olduğuna karar vermiştir.


Sonuç olarak Kurul başvuru sahibinin talebini reddederek konunun herhangi bir işleme tabi olmadığı kararını vermiş ve kamu yararının hala devam etmesi sebebi ile ifade özgürlüğünün kişilik haklarına üstün geldiğine karar vererek konuyu Kanun’un madde 28 (1)(c) altındaki istisna haline sokmuştur. Görüldüğü üzere ceza mahkumiyeti verisi özel nitelikli bir veri olmasına rağmen Kurul burada açık rıza unsurunu aramamış, madde 28 uyarınca basının haber verme hakkını korumuştur.


İncelenmiş olan Kurul kararları ışığında Kurul’un her bir uyuşmazlık karşısında ilgili konuyu daha da derinlemesine incelediği ve çatışan haklar konumunda olan ifade özgürlüğü ile kişilik hakkı arasındaki ince çizgiyi Denge Testi ile aşmaya çalıştığını görmekteyiz. Kanun mahiyeti gereği veri sahiplerini korumayı hedeflemekte ve veri sorumlularına da yükümlülükler getirmektedir. Bu sebeple medya ve basın kuruluşlarının bir haberi yayınlamadan önce işlediği verinin kamu yararı taşıyıp taşımadığını, verinin gerçek ve güncel olup olmadığını ve özü ile biçimi arasında denge olup olmadığını çok iyi tartması gerekmektedir. İncelenen kararlarda görülen şudur ki Kurul verinin güncelliğinden ziyade daha çok kamu yararı unsuruna ve yapılacak haberin özü ve biçimine ağırlık vermektedir. Kurul haberin veriliş biçimi, kullanılan dil, ifade ve görseller arasında ölçülülük ilkesini uygulamakta; kamu yararı unsurunda da mutlaka haberin kamuoyunu düşünmeye ve tartışmaya sevk eden, belli bir sorunun aydınlanmasına ve buna çözüm yollarının gösterilmesine hizmet eden olayların gerekliliği şartını aramaktadır.




Yazar: Damla Karabulut


İletişim: damla.karabulut@nsn-law.com